24 Ağustos 2009 Pazartesi

şu anda benim penceremde gün doğuyor.. büyük ihtimalle çoğunuz bunun farkında bile değilsiniz.. ve ben az önce eski yazılarımı okudum bu blogda yazdığım.. ve farkettim ki ben o zamanlar ufacık bir çocukmuşum.. üzülürmüşüm, sevinirmişim, hayallere bile kapılmışım zaman zaman.. kimi zaman kendimi çok üstün görmüşüm kimi zaman yerin dibine sokmuşum kendimi.. ama çocukmuşum işte.. altı yaşında dünyayı ilk defa anlamaya başlayan ve herkesten daha iyi anladığını sanan bir çocuk.. birkaç sene sonra da bu yazılarım için aynı şeyleri söyleyeceğim büyük ihtimalle.. peki merak ediyorum.. ne oldu da ben büyüdüm.. ne oldu da siz de büyüdünüz.. ne zaman vazgeçtik biz herşeyimizden.. bütün hayallerimizden, üzüntülerimizden.. evcilik oynanmışız yıllarca sevgili demişiz oyun arkadaşlarımıza beraber büyümüşüz zamanında çok üzülmüşüz.. ne oldu da geçti o dönemler.. ne oldu da ayrılıkların acısı kısalır oldu, sevgiler eski gücünü yitirdi, en yakın arkadaşımız güvensizlik oldu.. ne oldu gerçekten bu süre içinde.. birisi cevap versin.. neden bıraktık biz tüm saflığımızı ve cin olup adam çarptık, çoğu zaman çarpıldık..

ne zaman büyüdük bilen var mı.. salaş giyinmeyi bırakıp düzgün giyinmeye başladık, saçlarımızı kestik ya da düzgün bir şekilde uzattık.. bayanlar saçlarını boyadı, makyajları değişti.. bir sene öncesine kadar kullandığımız kelimeleri bile kullanmaz olduk.. kendi çocukluğumzdan utandık da mı büyüdük yoksa.. saflığımız bize itici mi geldi.. niye büyüdük ki.. yaş alsaydık sadece bir iki tane daha maksat kalabalık gözüksün hayatımız.. ama büyümek.. herkes zaman zaman takar kafayı bu büyüme mevzusuna.. ben de onlardan birisiyim..

ama gerçekten merak ediyorum.. gerçekten utandık mı biz çocukluklarımızdan ve o yüzden mi terkettik o günlerimizi..
*Tespit : Çaresizce saçmaladığınızda yazı yazmayı denemeyin.. yazamıyorsunuz..
*Tespit : Yukarıda yazmayı başaramadığım gibi şimdi de başaramıyorum ama işte yukarıda bundan bahsediyordum..

*Neden : aslında çok saçma gelişiyor herşey.. kim olduğunu bile bilmiyorum ne olduğunu ya da nasıl olduğunu da hiçbir bilgim yok hayatla ilgili.. ama merak ediyorum fakat merakımı gideremiyorum gideremedikçe yazım kurallarını unutuyorum yazamıyorum duygularım düşüncelerim ve diğer sahip olduğumu sandığım ne varsa birbiri üstüne binip kafamın içinde fazlaca sesli bir şekilde deve güreşi oynuyor ve bana sulu şakalar yapıyorlar.. bense uykusuzluğun ve bilmezliğin ortasında ne yaptığımı da bilmeksizin hatta ve hatta doğru yazıp yazmadığımı bile bilmeksizin klavyeyi hırpalıyorum.. ve tabi tek hırpaladığım şey bu klavye değil büyük ihtimalle sizin de zihinlerinizi biraz olsun hırpalıyorumdur.. yazan bile yazdığı şeyi anlamıyorsa okur ne yapsın.. imam + cemaat = delilik.. yapacak birşey yok arkadaşlar özür dilerim.. yakında kendime gelirim heralde....